A+ A A-
Osman Kaan Benokan

Osman Kaan Benokan

ÇALIŞMA HAYATI İLE İLGİLİ GELİŞMELERİ KAVRAMLARLA AÇIKLAYAN YENİ BİR BÖLÜM...

İSTİNAF YARGI YOLU NEDİR?

26.09.2004 tarih ve 5235 sayılı sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun ile hukukumuzda 20.07.2016 tarihinden başlayarak istinaf kanun yolu uygulaması başlamıştır.

Bu tarihten itibaren ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kesin olmayan nihaî kararlara karşı önce istinaf kanun yoluna başvurulacaktır. İlk derece mahkemeleri ile Yargıtay arasına istinaf kanun yolu getirilmiştir.

İlk derece mahkemelerinin kesin olmayan nihaî kararlarına karşı ilk önce istinaf yoluna başvurulabilecek, doğrudan doğruya temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

İstinaf mahkemeleri hem hüküm mahkemesi hem de denetim mahkemesi olarak faaliyet gösterecektir. İstinaf incelemesi sonucu, gerekirse, ilk derece mahkemesince verilmiş olan kararı kaldıran istinaf mahkemesi, temyiz incelemesi ile görevli Yargıtay’dan farklı biçimde, mahkeme kararını bozmak yerine, yeni bir inceleme yapıp hukuka aykırı gördüklerinin yerine yeni bir karar verebilecektir.

İstinaf yargı yolunu temyiz denetiminden ayıran önemli bir özellik, maddi incelemenin de yapılabilmesidir. Ancak bu yargılama türü ilk derece mahkemesine oranla kısıtlı bir yargılama türü olacaktır.

İstinafa başvurma ilk derece mahkemesinin kararının kesinleşmesini önler.

İtiraz edilmiş olan kararın bir üst mahkemede görüşülmesidir.

Temyiz mahkemesinde denetim söz konusudur. Alt derece mahkemesi kararı doğru bulunursa sadece onama kararı verilir; alt derece mahkemesi kararı doğru bulunmazsa bozma ile yetinilir ve bozmadan sonra (alt derece mahkemesi bu karara uyarsa) bu bozmaya göre kararı verecek olan yine alt derece mahkemesidir. Yani istinaftaki kararlar (içerik olarak bazı yönlerden bazen benzerlik gösterse de) onama veya bozma şeklinde nitelendirilemez.

Zira istinaf incelemesinde yeniden yargılama yapılması, alt derece mahkemesi yerine geçilerek karar verilmesi, hukukî denetim dışında maddi vakıa denetimi yapılması söz konusudur. Buna göre salt “onama” ya da “bozma” şeklindeki kararlar verilmesi istinafa uygun değildir. Nitekim istinaf mahkemelerinde ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunursa; “onama” değil, “istinaf başvurusunun reddine” karar verilmekte; ilk derece mahkemesi kararı yanlış bulunursa, “bozma” değil, “ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak” yeni bir karar verilmesi sağlanmaktadır.

İlk derece mahkemesi kararı yanlış olmakla birlikte, bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa, o zaman da “ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında” karar verilmesi söz konusu olacaktır.

İstinaf mahkemesindeki yargılama ilk derecede gerçekleştirilen yargılamanın da aynısı, tekrarı ve onun yerine geçen bir yargılama değildir; istinaf mahkemesi sadece hüküm mahkemesi olmayıp aynı zamanda denetim mahkemesi olduğundan verilen kararlar ilk derece mahkemesi kararlarından da farklılık göstermektedir. Zira ilk derece mahkemesinde dava usûl ya da esastan haklı bulunmazsa,- usûlî bazı kararlar dışında- kural olarak dava reddedilir. Oysa istinaf başvurusu haklı bulunmazsa, “...istinaf başvurusunun reddine...” karar verilir (HMK md. 353/1-b). Bu ilk derece mahkemesi kararının haklı bulunduğu anlamına gelir. İstinaf başvurusu kısmen ya da tamamen haklı bulunursa, kural olarak “ilk derece mahkemesi kararı-kısmen ya da tamamen kaldırılarak...”denildikten sonra dava hakkında gerekli karar verilir. Örneğin, “... ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulüne....” veya “...davanın reddine...” denebilir.

Bazı durumlarda ise ilk derece mahkemesi kararı yanlıştır, ancak kararı istinaf mahkemesi değil, başka bir mahkeme verecektir. Örneğin, ilk derece mahkemesinin görevsiz veya yetkisiz olması durumunda ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılır, ancak asıl karar başka bir mahkemeye bırakılarak dosyanın oraya gönderilmesine karar verilir.

HMK 341. Maddesine göre istinaf yoluna başvurulabilecek kararlar şunlardır:

İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar (1)

MADDE 341- (1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (1)

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (1)

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (1)

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.

 

(Yrd. Doç. Dr., Altınbaş (İstanbul Kemerburgaz) Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medeni Usul Hukuku ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)

(TBB Dergisi 2018 (134) Sh. 258 ve sonrasından derlenmiştir.)

Devam edecek

GERİYE DÖNÜK TEŞVİKTEN YARARLANMA

5510 sayılı Kanuna, 27 Mart 2018 tarih 30373 sayılı 2. mükerrer Resmi Gazete yayımlanan Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun  70’nci. Maddesiyle eklenen EK 17 inci maddesine göre;

01.04.2018 tarihinden önceki dönemlere ilişkin tüm şartları taşıdığı halde 5510, 4447 ve 6111 sayılı kanunlar veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile 01.04.2018 tarihinden önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son 01.06.2018 tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

01.06.2018 tarihinden sonra ise gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

KISMİ SÜRELİ ÇALIŞANLARIN EKSİK GÜN BELGELERİ KURUMA GÖNDERİLMEYECEK ANCAK İBRAZI İSTENDİĞİNDE GÖNDERİLMEK ÜZERE SAKLANACAK

5510 sayılı Kanunun 86’ıncı maddesinde, 27 Mart 2018 tarih 30373 sayılı 2. mükerrer Resmi Gazete yayımlanan Vergi Kanunları İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 67 inci maddesiyle değişiklik yapılmıştır.

86’ncı maddenin yeni hali aşağıdadır.

Prim belgeleri ve işyeri kayıtları MADDE 86- ……... “Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmayan ve ücret ödenmeyen sigortalıların eksik gün nedeni ve eksik gün sayısı, işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle beyan edilir. Sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını gösteren eksik gün nedenleri ile bu nedenleri ispatlayan belgelerin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, saklanması ve diğer hususlar Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kurumca istenilmesine rağmen ibraz edilmemesi veya ibraz edilen bilgi ve belgelerin geçerli sayılmaması halinde otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı primler, bu Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.”

 

Bu maddenin eski halinde, eksik günlere ilişkin belgelerin beyannamenin verileceği süre içinde Kuruma verilmesi öngörülüyordu.

2018 YILI ASGARİ GEÇİM İNDİRİM TUTARLARI

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ (AGİ) 2018 HESAPLANMASINA İLİŞKİN TABLO
MEDENİ DURUM AYLIK TUTAR
Bekar 152,21 TL
Evli eşi çalışmayan 182,66 TL
Evli eşi çalışmayan 1 çocuklu 205,49 TL
Evli eşi çalışmayan 2 çocuklu 228,32 TL
Evli eşi çalışmayan 3 çocuklu 258,76 TL
Evli eşi çalışmayan 4 çocuklu 258,76 TL
Evli eşi çalışmayan 5 çocuklu 258,76 TL
Evli eşi çalışan 152,21 TL
Evli eşi çalışan 1 çocuklu 175,04 TL
Evli eşi çalışan 2 çocuklu 197,88 TL
Evli eşi çalışan 3 çocuklu 228,32 TL
Evli eşi çalışan 4 çocuklu 243,54 TL
Evli eşi çalışan 5 çocuklu 258,76 TL

Yukarıdaki veriler bilgi amaçlıdır, herhangi bir sorumluluk kabul edilmez.

2018 YILI İÇİN GEÇERLİ OLACAK ASGARİ ÜCRET

ASGARİ ÜCRETİN NET HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ
Çalışma Genel Müdürlüğü / Sendika Üyeliği ve İstatistik Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.

01/01/2018 - 31/12/2018

ASGARİ ÜCRETİN NETİNİN HESABI (TL / AY)

 

ASGARİ ÜCRET 2.029,50  
SGK PRİMİ% 14 284,13  
İŞSİZLİK SİG. FONU% 1 20,30  
GELİR VERGİSİ% 15 (*) 106,55  
ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ 152,21  
DAMGA VERGİSİ% 0,759 15,40  
KESİNTİLER TOPLAMI 426,38  
NET ASGARİ ÜCRET (**) 1.603,12  

 

İŞVERENE MALİYETİ (TL / AY)

ASGARİ ÜCRET 2.029,50  
SGK PRİMİ% 15.5 (İşveren Payı) (***) 314,57  
İŞVEREN İŞSİZLİK SİGORTA FONU% 2 40,59  
İŞVERENE TOPLAM MALİYET 2.384,66

 

 

KAPICILAR İÇİN ASGARİ ÜCRETİN HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ (TL / AY)
(Not : Kapıcılar, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23. maddesi gereğince Gelir Vergisinden, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun (2) Sayılı Tablonun lV. bölümünün (34) numaralı fıkrası gereğince Damga Vergisinden muaf tutulmaktadır.)

 

NET ASGARİ ÜCRETİN HESABI

ASGARİ ÜCRET 2.029,50  
SGK PRİMİ% 14 284,13  
İŞSİZLİK SİG. FONU% 1 20,30  
KESİNTİLER TOPLAMI 304,43  
NET ASGARİ ÜCRET 1.725,08  

 

İŞVERENE MALİYETİ

ASGARİ ÜCRET 2.029,50  
SGK İŞVEREN PRİMİ% 15.5 (***) 314,57  
İŞSİZLİK SİG. FONU% 2 40,59  
İŞVERENE TOPLAM MALİYET 2.384,66
Not 1: 5083 Sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca; Türk Lirası değerlerin yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında yarım Kuruş ve üzerindeki değerler bir Yeni Kuruşa tamamlanır; yarım Yeni Kuruşun altındaki değerler dikkate alınmamıştır. 

Not 2: 16 yaşını doldurmamış işçiler içinde aynı hesaplamalar yapılmıştır

(*) Gelir Vergisi Hesaplamasında; 193 Sayılı G. V. Kanununun 32 maddesi uyarınca işçinin, bekar ve çocuksuz olduğu ve sadece kendisi dikkate alınarak, Asgari Geçim İndirimi uygulanmıştır.

(**) Net ele geçen asgari ücrete (152,21) TL asgari geçim indirimi ilave edilmiştir.

(***) 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin (ı) bendine göre, bentde belirtilen şartları sağlayan işverenlere, SGK primi işveren payında 5 puanlık indirim öngörüldüğünden hesaplamalar buna göre yapılmıştır. Gerekli şartları sağlamayan işverenler için, SGK primi işveren payı %20,5'dir. 6385 sayılı kanunun 9. maddesiyle yapılan düzenleme ile 01.09.2013 tarihinde itibaren geçerli olmak üzere 5510 sayılı kanunun 81.maddesi “Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, sigortalının prime esas kazancının %2’sidir. 
HESAPLAMALAR BİLGİ İÇİNDİR. HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL EDİLMEZ

Ocak ayından başlamak üzere yürürlüğe girecek olan muhtasar ve sigorta priminin aynı beyannamede verilmesi Tebliğinin ertelenmesi (Not:15.12.2017Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanmak üzere gönderilmiş ancak henüz yayınlanmamıştır.)

Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

MUHTASAR VE PRİM HİZMET BEYANNAMESİ GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 1)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 3)

MADDE 1 – 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi” başlıklı 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin Geçici 2 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 3 – Aynı Tebliğe Geçici 3 üncü maddeden sonra gelmek üzere başlığıyla birlikte aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Uygulamaya geçişin yaygınlaştırılması GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Uygulamaya geçişin yaygınlaştırılması kapsamında; Kırşehir ilindeki mükellefler/işverenler için 1/6/2017 tarihinden itibaren başlamış olan bu Tebliğin uygulanmasına Amasya, Bartın ve Çankırı illeri merkez ve ilçelerinde bulunan mükellefler/işverenler (281 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen bankalar hariç) için 1/1/2018 tarihinden itibaren başlanacaktır. (2) Birinci fıkra kapsamına giren mükelleflerce/işverenlerce Amasya, Bartın, Çankırı ve Kırşehir illeri dışındaki başka bir ilde istihdam edilmekle birlikte ücret ödemeleri veya tahakkuku bu illerde yapılan çalışanların ücret ödemeleri üzerinden tevkif edilen vergiler ile sigortalıların prime esas kazanç ve hizmet bilgilerini içeren Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Amasya, Bartın, Çankırı veya Kırşehir illerindeki yetkili vergi dairelerine elektronik ortamda gönderilecektir. (3) Amasya, Bartın, Çankırı veya Kırşehir illerinde istihdam edilmekle birlikte ücret ödemesi veya tahakkuku bu iller dışında bir ilde yapılan çalışanların ücret ödemeleri üzerinden tevkif edilen vergilere ait muhtasar beyanname, ücret ödemesi veya tahakkukun yapıldığı yer vergi dairesine verilecektir. Ayrıca bu sigortalılara ait aylık prim ve hizmet belgeleri ise elektronik ortamda (e-bildirge) Kuruma verilmeye devam edilecektir.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin “Yürürlük” başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki gibi değiştirilmiş ve (c) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiştir. “c) Geçici 4 üncü maddesi 1/1/2018 tarihinde, d) Diğer maddeleri 1/7/2018 tarihinde”

MADDE 5 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 6 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı müştereken yürütür.

2017 Yılı kasım Ayına İlişkin Sigorta primleri İle Ertelenen 2017 Yılı Şubat Ayına İlişkin Sigorta Primlerinin Ödenmesine İlişkin Duyuru

20.12.2017

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine, 5 Aralık 2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelikle “2017 yılı Kasım ayına ilişkin bazı primlerin ödenme süresi” başlıklı geçici 34 üncü madde ile “Ayın 1’i ile 30’u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalıların, 2017 yılı Kasım ayına ilişkin sigorta primleri ile ertelenen 2017 yılı Şubat ayına ilişkin sigorta primleri en geç 26/12/2017 tarihinde Kuruma ödenir.” hükmü getirilmiştir.

Kamuoyundan gelen talepler üzerine yapılan değerlendirme sonucunda, Ayın 1’i ile 30’u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalıların, 2017 yılı Kasım ayına ilişkin sigorta primleri ile ertelenen 2017 yılı Şubat ayına ilişkin sigorta primlerinin daha önceden olduğu gibi takip eden ayın sonunda ödenmesine ilişkin düzenleme Yönetim Kuruluna sunulmuştur.

Buna göre, Ayın 1’i ile 30’u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalıların, 2017 yılı Kasım ayına ilişkin sigorta primleri ile ertelenen 2017 yılı Şubat ayına ilişkin sigorta primlerini 02.01.2018 tarihi sonuna kadar (31.12.2017 tarihinin Pazar gününe, 1 Ocak resmi tatile denk gelmesi) ödemeleri mümkün olacaktır.

Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur

Yeni Yasa değişikliği ile çalışma hayatının denetim ve teftişine ilişkin hükümler ve zamanaşımı süreleri

ÇALIŞMA HAYATININ DENETİM VE TEFTİŞİ İLE İLGİLİ YENİ DURUM

  Devletin yetkisi

 

Madde 91 - Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.

Değişik fıkra: 12/10/2017-7036/13 md.) İşçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin başvuruları üzerine, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla birinci fıkra hükmü uyarınca işlem yapılabilir.

 

Değiştirilmiş olan 2’nci fıkra değiştirilmeden önce şu şekildeydi;

 

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/77 md.) 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 10 uncu maddesine istinaden iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince incelenir.

Buna dayanılarak işçi şikayetleri bölge çalışma müdürlükleri yerine geçen İş Kur il müdürlükleri görevlileri tarafından, bilgi ve belge istenerek inceleniyordu.

Kanunun yürürlük tarihinden itibaren, işçi şikayetleri sadece iş müfettişleri tarafından incelenebilecek, ancak bu şikayetlerin işleme alınabilmesi için şikayeti yapan işçinin işverenle olan iş sözleşmesinin devam ediyor olması gerekecek.

 

Zamanaşımı süresi

Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.)

İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.

  1. a) Kıdem tazminatı.
  2. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
  3. c) Kötüniyet tazminatı.
  4. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.

 

Bu madde Kanuna yeni eklenmiştir.

 

Borçlar Kanununa göre, Kanunda aksine bir hüküm yoksa (sözleşmeden doğan) her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir hükmüne dayanılarak on yıl olan ihbar ve kıdem tazminatından doğan alacaklarda zaman aşımı beş yıla indirilmiştir.

YENİ YARGILAMA SÜRECİNDE İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİ

Yasanın 11’nci maddesine göre; 4857 sayılı İş Yasasının “FESİH BİLDİRİMİNE İTİRAZ VE USULÜ” başlıklı 20’nci maddesinin birinci maddesi değiştirilmiştir. Buna göre;

Fesih bildiriminde neden belirtilmez ise veya belirtilen neden işçi tarafından kabul edilmiyorsa fesih bildiriminin tebliği tarihinden bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvuru yapılmalıdır. Arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşma sağlanmaz ise son tutanak tarihinden başlayarak iki hafta içinde iş mahkemesine başvuru yapılmalıdır. Taraflar aralarında özel hakeme gitme konusunda anlaşmaya varırlarsa konu özel hakeme de bu süre içinde götürülebilir.

Arabulucuya başvurmadan konu yargıya götürülmüş ise dava usulden ret edilir ve bu karar taraflara tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden başlayarak iki hafta içinde arabulucuya başvurmak mümkün olacaktır.

Yine aynı maddenin üçüncü fıkrası da değiştirilmiştir. Buna göre;

“Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.”

4857 sayılı Yasanın 21’nci maddesinin 3’ncü fıkrasına eklenen hüküm ile aynı maddenin 2’nci fıkrasına göre belirlenecek tazminat ile 3’ncü fıkrada yer alan en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları öder hükümlerindeki ödeme miktarları dava tarihindeki ücret esas alınarak belirlenecektir. (burada da bir bilirkişi tayini zorunluluğu bulunmaktadır)

Beşinci fıkraya eklenen hüküm ile, arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar işçinin işe başlaması konusunda anlaşmışlar ise, işe başlama tarihi, 3’ncü fıkrada düzenlenmiş olan ücret ve diğer hakların parasal miktarları, eğer işçi işe başlatılmaz ise 2’nci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarı (4-8 aylık ücret tutarında belirlenir) belirlenmek zorundadır.

Aksi halde, anlaşma olmamış sayılır. Son tutanak buna göre düzenlenir. İşçi belirlenen tarihte işe başlamaz ise fesih geçerli hale gelir. İşveren sadece hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Bu RSS beslemesine abone ol